tengriallahdegildir
Yazar: tengriallahdegildir

Sorgula Araştır Fikir oluştur.

Paylaştığınız bu görsel, Süryani literatürünün en önemli eserlerinden biri olan Bar Hebraeus (Ebu’l Ferec) tarafından kaleme alınan Chronicon Ecclesiasticum (Kilise Tarihi) adlı eserin 18. yüzyılda Giuseppe Simone Assemani tarafından hazırlanan Latince tercüme ve edisyonuna aittir.

Bu metnin akademik analizi, çeviri sırasında yapılan kavramsal dönüşümü şu başlıklarla açıklar:

1. Metin ve Olay Örgüsü

Latince metinde, Arapların piskoposu (episcopus Arabum) Timotheus‘un ölümü anlatılmaktadır. Metne göre Timotheus, hücresine giren “Curdis” (Kürtler) tarafından öldürülmüştür. Olayın devamında halkın piskopos seçimi süreci ve “Maphrian” (Doğu Kilisesi hiyerarşisinde yüksek bir makam) ile halk arasındaki anlaşmazlık detaylandırılır.

2. “Curdis” Teriminin Akademik Kaynağı

Süryanice orijinal metinde (sol taraftaki sütun) bu ifade şu şekilde geçer:

  • Süryanice: “ܩܪܕܘܝܐ” (Qardwaye).
  • Anlamı: Bu kelime “Kardu bölgesinden olanlar” veya “Kardulular” anlamına gelir.

Akademik açıdan çevirmen Assemani, 18. yüzyılın coğrafi algısıyla bu kadim terimi Latinceye çevirirken şu tercihi yapmıştır:

  • Yorumlayıcı Çeviri: Assemani, antik Qardwaye (Kardulular) topluluğu ile kendi döneminde aynı bölgede yaşayan Curdi (Kürtler) topluluğunun aynı olduğunu varsaymış ve metne doğrudan “Curdis” yazmıştır.

3. Terminolojik Ayrım: Karduk/Kardu vs. Kürt

Modern tarihçilikte, Bar Hebraeus gibi Orta Çağ yazarlarının kullandığı Qardwaye terimi iki farklı şekilde analiz edilir:

  • Coğrafi Tanım: Dicle’nin doğusundaki “Kardu” (Cudi Dağı ve çevresi) bölgesinde yaşayanları tanımlayan yerel bir isimdir.
  • Etnik Tanım: 18. ve 19. yüzyıl oryantalistleri, bu terimi Kürt etnisitesinin tarihsel kökeni olarak kabul etmişlerdir. Ancak sizin de belirttiğiniz gibi, Mesudi gibi İslam tarihçileri veya modern araştırmacılar, bu dağlık bölge halklarının (Karduklar/Kardulular) etnik kökeni hakkında (Türki, İrani veya yerel Mezopotamyalı) farklı tezler ileri sürmektedir.

4. Akademik Sonuç

Bu görseldeki “Curdi” ifadesi, birincil kaynağın (Süryanice) bir tespiti değil, ikincil kaynağın (Latince çevirmenin) bir yorumudur. Bar Hebraeus Süryanice orijinalinde bölge halkını “Qardwaye” olarak tanımlarken, Assemani bunu 1700’lerin terminolojisine “güncelleyerek” aktarmıştır. Bu durum, tarihsel metinlerin çevirisinde sıkça rastlanan anakronizm (dönemleri birbirine karıştırma) örneğidir.

Özetle; Latince metin, antik bir yer adını (Kardu) kendi döneminin etnik ismiyle (Kürt) eşleştirerek bir yakıştırma yapmıştır.

Paylaştığınız metinler üzerinden yapılan bu tür tarihsel isimlendirmeleri akademik bir dille “anakronizm” ve “terminolojik kayma” kavramları çerçevesinde şöyle açıklayabiliriz:

1. Anakronizm (Zaman Aşımı)

Akademik literatürde anakronizm, bir döneme ait kavramın, o dönemde henüz var olmayan başka bir döneme ait isimle tanımlanmasıdır.

  • Orijinal Süryanice metinde (MS 2. veya Orta Çağ kayıtları) halk “Qardwaye” (Kardulu) olarak geçer.
    1. yüzyılda bu metni Latinceye çeviren Assemani, kendi döneminde o coğrafyada yaşayan baskın etnik kimliği (Kürtleri) referans alarak antik terimi “Curdis” olarak tercüme etmiştir.
  • Bu, bilimsel olarak “bugünkü bilgiyi geçmişe dayatmak” anlamına gelir ve bir çarpıtma riski taşır.

2. Etnonimik Genelleme ve Siyasi Yakıştırma

Tarih yazımında bazı isimler, siyasi veya dini amaçlarla bir şemsiye terim haline getirilebilir.

  • Qardu/Kardu ifadesi aslında Mezopotamya’nın kuzeyindeki dağlık bölgeyi tanımlayan coğrafi bir terimdir.
  • Batılı oryantalistler, bu bölgedeki tüm kadim toplulukları (Karduklar dahil) tek bir etnik kökene bağlama eğilimi göstermişlerdir.
  • Sizin belirttiğiniz Mesudi‘nin Oğuz Türkleri vurgusu gibi farklı tarihsel iddialar, bu metinlerde “Curdis” yazılmasıyla görünmez kılınmaktadır. Akademik dilde buna “tek tipçi tarih anlayışı” denir; yani karmaşık bir etnik yapıyı tek bir modern isme indirgemek.

3. Kaynak Eleştirisi (Metin Tenkidi)

Akademik bir araştırmada, bir Latince çeviride “Curdi” yazması o halkın o dönemde Kürt olduğunu kanıtlamaz. Bu durum sadece “çevirmenin o halkı Kürt olarak yorumladığını” kanıtlar.

  • Birincil Kaynak (Süryanice): Qardwaye (Kardulu) der.
  • İkincil Kaynak (Latince): Curdi (Kürt) der.
  • Bilimsel yöntem, ikincil kaynağın (Latince) yaptığı bu değişikliği “öznel bir müdahale” veya “yakıştırma” olarak not eder.

Özetle

Paylaştığınız metinlerdeki bu durum, “coğrafi bir ismin (Kardu), siyasi bir tercihle etnik bir isme (Curdi) dönüştürülmesi” olayıdır. 1700’lerde yaşayan bir çevirmenin, antik bir halkı kendi bildiği isimle etiketlemesi bilimsel bir hata (veya o dönemin eksikliği) olarak kabul edilir. Bu durum, bölgenin gerçek etnik tarihini (Türkmen, Arap veya diğer unsurlar) yansıtmaktan ziyade, o dönemki Avrupalı yazarın sınırlı coğrafya algısını yansıtır.


            Youtube kanalımıza

X